Kayıtlar

Yaratıcılık harikası ayakkabıların sergisi "Ayakkabı, bir Fransız tutkusu''

Resim
Bugün yaklaşık iki aydır Nantes'ta devam eden ''La Chaussure, une passion française'' , ''Ayakkabı, bir Fransız tutkusu'' sergisine uğradım. Fransız kadınlarının kıyafete, modaya, ayakkabı ve çantaya  ne kadar hayran oldukları malum, bu hayranlıkla kalmamış  ince bir zevke dönüşmüş yıllar içinde. Özellikle ayakkabı ve çanta seçimi konusunda çok başarılılar. Fransa'nın  çoğu şehrinde sokaklarda yürürken kadınları durdurup ayakkabınızı nerden aldınız diye sormamak için kendimi zor tuttuğum zamanlar oluyor.   Tabi Coco Chanel'leri, Yves Saint Laurent'leri ve Christian Dior'ları var.  Bu zevkin yerleşmesi tesadüf değil yani. Ayakkabının onlar için ne kadar önemli olduğu şu serginin varlığından bile anlaşılabilir. Ayakkabı tasarımının 150 yıllık hikayesini fransız gözüyle anlatmak onlar için öyle önemli ki  spor salonu büyüklüğünde bir alanı buna ayırmışlar ve kadın erkek ziyaretçi akınına uğruyor. Fotoğraflarını çekemedim ama 1960 lı y...

Gitmeden Nantes 1

Resim
        Gezi yazısı yazmayı pek sevmiyorum ,okumaya bayılıyorum daha çok. Nerde ne yapılır, ne yenir ne içilir bunlar için gezi blogları vazgeçilmez oluyor özellikle seyahate çıkmadan önce. Nantes'ta artık son ayım olduğu için gitmeden gördüğüm, beğendiğim her şeyi fotoğraflarla anlatayım buraya erasmusa, mastera ya da gezmeye falan geleceklere yararlı olur belki diye düşündüm. Yani amaç gezi yazısı değil de Fransa'nın Paris, Lyon gibi büyük şehirlerinin gölgesinde kalmış, Jules Verne'in doğduğu ve esin kaynağı olduğu en büyük 6. şehrinden bahsetmek daha çok... İlk olarak "Jardin des plants"tan başlayalım. Çünkü  Nantes'ın en güzel ve yaratıcı detaylara sahip parkı.Belki dünyada böyle bir sürü park vardır, bilemiyorum. Yine de  dev banklar, dünyanın en büyük çiçeği, evcil keçiler, yolda özgürce gezinen ördekleriyle beni her gittiğimde büyülüyor.Buraya her pazar bir kere gelsem ya diyerek dönüyorum eve. O her pazar ayda bir havanın en güzel olduğu pazara ...

kendi kendini seyrediyormuş gibi

Resim
Bazen aklım karışıyor. Neyin önemli olduğunu ayırt edemez hale geliyorum. Adım atamayacak kadar büyük bir yılgınlık çöküyor üzerime. Bir şey yapmak ile hareketsiz kalmak arasında sıkışıp durmak.. Böyle anlarda vücudum harekete geçecekse eğer,  bu çabaya değer bir yere gitmem gerektiği hissine kapılıyorum; hareket etmeyeceksem tüm gün yerimden kıpırdamamam gerekiyor. Her şeyi olduğu şekilde uzaktan gözlemek ve kılımı kıpırdatmamak. Böylesi daha akıllıca görünüyor. Bu düşüncelere saatlerce kafa yoruyorum. Aniden sıradanlıkta beliriveren bir değişiklik , şiddetli bir yağmur ya da ardarda televizyon ekranından görünüp geçen görüntüler kati şekilde anlamama yardımcı oluyor:  Öyle ya da böyle ne fark eder. Sonra  bunları düşünmekle  kaybettiğim zamana üzülüyorum.  ''... yani bu işin benim dışımda görülüyor gibi bir hali vardı. Her şey, ben karıştırılmaksızın olup bitiyordu,kaderim bana sorulmadan tayin olunuyordu (..) İyi düşününce söylenecek bir şeyim olmadığın...
Resim
Kuzguncuk sokaklarindan Beylerbeyi'ne  yurumek, Ciragan Meyhanesi'nde bir seyler icmek gibi

Hakan'a..

Hep kaçıyorum Hakan,ama seninle konuşmaya ihtiyacım var, beni duyuyormuşsun gibi. Yazmak çok ağır geliyor,ağlamadan başarmak mümkün değil. Sadece seninle konuşmak istiyorum, duymadığını bildiğim halde, küçücük bir ihtimalin avutuculuğuna sığınarak.. Hayatın hala güzel bir tarafı var mı? Mutlu olmaya çabaladığım,zor da olsa bazen başardığım güneşli sabahlar...Hep kısa sürüyor. Bundan sonra ne geleceğini merak ediyorum. Hep öyle olmadı mı; tüm kötülükler teker teker, sinsice geldi. Önlem alamadık ve yabancıydık da. Sadece seninle konuşmak istiyorum. Cari açıktan, turizmden, dinden, İstanbul'dan, çocukluğumuzdan, neden istersen.. Bir film tavsiye et izleyeyim. The Piano gibi olmasın ama, bu aralar onu izleyemeyecek kadar duygusalım. Teddy Bear olabilir bak. Ona  ne kadar gülmüştük ve benim sevdiğimi görünce şaşırmıştın. Ben hep dramdan, durağan filmlerden hoşlanırmışım gibi. Evet ben onlardan hoşlanırım, haklısın. Ama şimdi tasasızca gülebilmek fena olmazdı. Bu sıralar yine t...

yeni kararlar (klişeli -sahibinden gerçekleştirme garantili)

Yeni Kararlar aldım dün gece,gece  karar vermenin ne kadar tehlikeli olduğunu bildiğim halde... Ilk defa sabah uyandığımda ne kadar saçmalamışım demedim. Etrafınızdan, filmlerden ve her çeşit şarkıdan hayat kısa istediğin gibi yaşa mesajını alıp defalarca gerçekten istediğiniz hayatı hayal ettiniz, uzun listeler yaptınız benim gibi biliyorum.İki gün geçerli oldu o kararlar;en kısa zamanda para ayarlayıp yeni ülkeler görücem abi sıkıştık kaldık burada dediniz.Instagram'da millet görülmedik yer tadılmadık yemek bırakmadı gibi geldi. Onlar gezerken bizim de ileri geri ekran sürüklemekten baş parmağımız yoruldu. Şimdi stalkerlıktan vazgeçip baş parmakları serbest bırakma zamanı! İşte dün gece böyle dedim kendime. Staj yaptığım yerden bir hafta izin aldım.İşe başlayınca bir hafta izin versinler diye çoluk Çocuk yalvarman gerekecek, fırsatı değerlendir,bu kadar beyaz yakalı olma diye de biraz azarladım zayıf bünyemi.İş yerinde yokluğumun derin bir kayba sebep olmayacağını çok güzel h...

Dardenne kardeşler Marion Cotillard'la buluşursa ''Deux Jours, Une Nuit''

Resim
    Cannes 2014 seremonisinden birkaç saat önce..     Az önce muhtemelen bu zamana kadar izlediğim en iyi Dardenne kardeşler filminden çıktım. Bu akşam 2014 Cannes Film Festivali kapanış seremonisi var. Törenden önce bu filmi mutlaka izlemek istemiştim. Dardenne filmi olduğundan hayal kırıklığına uğrama ihtimalim yoktu zaten. Bu zamana kadar hiç hayal kırıklığına uğratmadıkları gibi, en sevdiğin yönetmen sorusunun cevabı ve 2011 den sonra ''le gamin au vélo'' yla  en sevdiğim filmin de yönetmeni olmuş oldular.     Filmden çıkar çıkmaz sokaklarda yürüdüm biraz. Yusuf Atılgan'ın ''Aylak Adam'' da anlattığı 'sinemadan çıkan insan' kafasını yaşıyordum, her film kolay kolay yaşatmıyor. Ağladığım, gülümsediğim, duygudan duyguya sürüklendiğim filmin sonunda beni istila eden cümleleri akıtıp rahatlamak ihtiyaç haline geldi. Sakin bir yer bulur bulmaz kafamı toparladım.    Önce filmi neden bu derece beğendiğimi anlatayım. Sonra Dardenne sinemas...