Kayıtlar

Tatlı Perşembe

Resim
Bazen bilmemek güzel bir sürpriz olarak dönebiliyor insana. Sardalye Sokağı'nı bitirdiğimde bazı karakterlerden ayrılmak zor gelmişti. Doc'u biraz daha tanımak, Mack ve arkadaşlarıyla biraz daha vakit geçirebilmek  istemiştim. Meğer imkansızı istemiyormuşum. Tatlı Perşembe'nin, Sardalye Sokağı'nın devamı olduğunu anlamam çok da zor olmadı. Koşa koşa gittim aldım. Ve bir solukta bitirdim. Hem de bir üçlemeymiş: 1. Yukarı Mahalle 2. Sardalye Sokağı 3. Tatlı Perşembe Farkında olmadan ilk kitabı lise yıllarımda okumuştum. Kısacası kural-sınır tanımadan ilerlemişim. Son kitapta Doc varoluş bunalımlarına giriyor, hikayeye güçlü-saf kadın karakter Lucy giriyor. 2. kitapta olup burada olmayan, 2. Dünya Savaşı sonrası mahalleden ayrılıp başka yörelere göçmüş insanlar var. Bakkal değişmiş mesela, genelevin yeni sahibi de öyle. Bir de Aşk var. Suzy'nin hikaye girişinden belli oluyor. Bu kitapta sıkça altını çizdiğim cümleler genelevin yeni sahibi Fauna'nın Suzy...

Sardalye Sokağı

Resim
Kitap şöyle başlıyor: California'daki Monterey'de bulunan Sardalye Sokağı bir şiir, pis bir koku, sinir bozucu bir ses, özel bir ışık, bir tını, bir alışkanlık, bir geçmiş özlemi, bir hayal. Bu giriş cümlesi, okudukça kafamızda netleşen Sardalye Sokağını anlatan en iyi cümle. Çünkü bu sokakta; dükkanında her şey bulunan Çinli bir bakkal, prensip sahibi Lola'nın yönettiği bir genelev, geniş borularda yaşayan çiftler, kurbağalar, kediler, köpekler, bir de günden güne güzelleştirdikleri, 'Palas' isimli depodan bozma bir evde yaşayan işsiz güçsüz Amerikalı 5 adam var.  Kitabın ilk kısmında birbirine bağlanan hikayelerle Sardalye Sokağı sakinlerini tanıyoruz. En çok da Palas'ta yaşayan Mack ve arkadaşlarını. İşsiz güçsüz takılan bu 'kaybedenler' topluluğu hallerinden memnun. Palas'ın hemen ilerisinde bir bilim insanı olan Doc için kurbağa topluyor, maceralara atılıyor, başlarını durmadan belaya sokuyorlar. Hiçbiri kısa süreli işler dışında bir işe g...

Sevdiğim Kadınlar

Resim
Evini gittiği yere taşıyan kadınlar Ressam: Brian Kershisnik Birbirinin kuaförü olanlar Ressam: Lado Tevdoradze Kaynak: https://kuman-art.blogspot.com/2012/02/lado-tevdoradze.html Kedili kitaplılar Pencereden Bakanlar Sanatçı: Malcolm T.Liepke Pop art kadınlar Sanatçı: Hülya Özdemir Kaynak: https://lillebjorn.sopsy.com/kategori/watercolour-suluboya/41317 Kitap peşinde koşanlar Çizer: Amanda Oleander Kaynak:https://www.amandaoleander.com/blog/ Renkli saçlı ve gözlüklüler Kaynak:https://josefinaschargo.com/Notoria

Otobüste Kunduzlar

Resim
Ulaşım için dünyada yalnızca otobüs  alternatifi kalsa muhtemelen ben hayatta kalamayanlardan olurum. Otobüslerde bir ittirmek mücadelesi başlamış. Çantanı, elindeki eşyayı, sırtını, tutunmak için uzattığın kolu çaktırmadan, hiç farkında değilmiş gibi ittiriyorlar. En ilginç yanı da bu. Farkında değişmiş gibi yapmak zamanla öğrenilen bir tutum haline gelmiş. Çünkü arkamı döndüğümde sırtıma güya bilinçsizce yaslananı bir şekilde görsem, o kişi gözlerimin içine baka baka bu kadar rahat yaslanmaya devam edemeyebileceğinden korkuyor. O yüzden çeşitli şekillerde gerçekleşen bu ittirme eylemi genelde çaktırmadan yapılıyor. Dün akşam cam kenarında ayakta, kendimi sağlama aldığımı düşündüğüm halde orta yaşlı dinç bir kadın tarafından sırt çantama yaslanılarak ittirildiğimi fark ettiğimde daha büyük şaşkınlık yaşadım. Benden iri ve uzun erkeklerin güçlerine güvenerek, yaşlı teyze ve amcaların kendilerine has huysuzluklarıyla ittirdiklerine bolca şahit olmuştum. Ama bu yeniydi. Hem gen...

Konu: Yıldızlara içmek hk. ACİLLL !!

Resim
                 Gün içinde yedi yüz otuz altı mail aldığını biliyorum. Bunu çorba ile tatlı arasında öyle çok söyledin ki sana mail atan ve yazdıklarını asla anlamayan aptallardan hepimiz nefret etmeye başladık.   Ne yazık ki mektup yazmayı dokuz yaşında, ‘’can you fill me’’   olayından sonra kırık bir kalple bıraktım. Mektup arkadaşıyla İngilizce öğrenmeye çalışmak kötü fikirdi, Avrupa’ya açılabilecekken, bir ay boyunca bulutları aşıp gelemeyen, ‘’demek istediğini anlamadım’’ cevabı neden sonra yıldırım gibi mutfak masamıza, elektrik faturasının yanına düştü. Mektup çağının sonunu işte bu gibi olaylar hızlandırdı. Başlığa duyduğun nefret yüzünden, dik bakışlarının yok edici gücüyle ekranın parçalandığını hayal etme, günü kurtarsın diye sana verecekleri bir bilgisayar, elbet bilgi işlem ofisinin kuytu köşesinde saklanıyordur. Senden en kısa sürede ‘’mailiniz spam’e düşmüş’’le başlayan bir cevap bekliyorum. ...

Kırmızı Balıklardan Biri

Resim
36 yaşındaki bir adam, Guylain Vignolles'ün etrafında dönen bir hikaye bu kadar yaratıcı karakterlerle ve sevimli halde anlatılabilir miydi bilmiyorum. Yazarın RFI radyosunda röportajını dinledim; amacım saklı kalmış, bahsedilmeyen karakterlerden bahsetmek ve bir alışveriş merkezinde 'tuvaletçi' bir kadının yazmayı sevebileceğini, bir bekçinin tiyatro sevebileceğini göstermekti diyor.  Hep aynı şeyleri okumaktan bunalmış, klasik aşklar, büyük evler ve bitmek bilmeyen hırslarla çevrili bir dünyada Guylain'in kırmızı balığı gibi birbirine benzeyen binlerce balıkla kendi halinde hayatta kalmaya çalışırken bir masal dinler gibi okudum bu romanı.   Guylain'in ve Julie'nin patron nefretini, edebiyata duydukları aşkı, Guylain'in kitapları yok ettiği işine katlanabilmek için banliyö treninde makineden kurtardığı sayfaları okuduğu seanslarına bayıldım. Kendimi kitaptaki sıradan kırmızı balık gibi hissettiğim her gün Julie gibi yazmaya, tüm nefrete ve ...

Pireler vs Dimitri

Resim
Dün Dimitri için zor bir gündü. İki ay önce başlayan pire probleminin tam olarak geçmediğinden şüphelenip herhalde enseye bir ilaç damlatır rahatlığıyla veterinere gittik. Dimitri veterinerde çok sakindir, iğneden asla korkmaz. Koyulduğu yere rahatça uzanır, korkusuzca gözlerini etrafa diker. Dün yine öyle başladı. Veteriner, nasıl olsa sakin kedi rahatlığıyla bizimkini tarayıp pire durumunu anlamaya çalıştı. Baktı problem büyümüş,gözümüzü korkuttu. Koşa koşa eve dönüp ne varsa yıkamayı, her yeri çamaşır suyuyla silip eve asla ayakkabı sokmamayı tasarlıyordum. Dimitri'yi köpük köpük ilaçlama kısmına gelince ortamdaki dört kişiyi çaresiz bırakan bir cinnet hali yaşandı.  Stajyer, veteriner ve Öznur pati, bacak demeden çıldırmış Dimitri'ye hakim olmaya çalışırken ben şok halde bizimkinin çığlıklarını dinliyordum. Öznur soğuk terler döktü, biliyorum şokta. Benim gözlerim doldu, bir an önce eski haline dönsün diye bekliyorum. Dimitri fazlasıyla saldırır, insanın gözünün yaşına b...