Çukurcuma’daki Dalgıç çıkmazı sokağından dönünce hemen aşağıda pembe tabelaya yazılmış Masumiyet kelimesi gözüme çarpıyor. Bir gülümseme kaplıyor yüzümü. Masumiyet kelimesi insanı gülümsetir çünkü; ilk aşkını, eski bir mahalle bakkalını,dut ağaçlarına tırmanılan günleri, komşunun yakışıklı oğlunu hatırlatır. Vişne çürüğü renginde bu üç katlı eski apartmanı görür görmez sevdim. Çukurcuma’da olmasından belki; sıra sıra dizilmiş antikacıların, zorlu yokuşların, o yokuşlara rağmen sokak aralarında top oynamaya çalışan çocukların varlığı beni, elli altmış yıl öncesinin kitaplardan tanıdığım İstanbul’una götürdü. Sait Faik’le gezmeyi çok severdim İstanbul’...
Bu blogdaki popüler yayınlar
Dostlar- Edip Cansever
... Hohlayıp siliyorum iyice Gözlüğümün camlarını Göğe bakıyorum gözlerimi kısarak Güneye gidiyor bir leylek sürüsü Yeni Caminin üstünde Son bir defa daha süzülerekten Erimeye yüz tutuyor kentin pembe kapıları Gün batımı! Gün batımı! yeni konuşmaya başlayan bir çocuğun diliyle Kolumu tutuyor Fethi Naci, şu manzaraya bak, diyor Tam Galata Köprüsünün üstünde Diyor ya, biz alıştık, yüreklerimize bakıyoruz gene de Uykusuz gecelerimize bakıyoruz: onurun uykusuzluğu Susturulmanın Ve gün batımıyla leylek sürüsü Hüzünlü bir görüntüyü akıtıyorlar Naci'nin yüzüne Kırılmak ama birlikte Birlikte, ama kırılmamak ve sanki kalplerimiz her yani dökülen bir otobüste Öyle İşte son damlalarını da bırakıyor güneş Karanlık bastıracak neredeyse Tırmanıyoruz Yüksekkaldırımı İyi biliyoruz, sevgimiz de öfkemiz de yalnız bizim olmamalı Güneş çekiliyor iyice Ne manzara kalıyor, ne göğün evlerindeki kızartı Ak bulutlar kara bulutlar Ötede bir bulut yavrusu Bilinmeli, diyoruz yeniden Yeniden başlamalı,...
Fransız kadınları epilasyon yapmaz
Fransız kadınlarının epilasyon, ağda vb işlerle aralarının pek iyi olmadığını herkes bir yerlerden duymuştur. Benim ilk kez Kieslowski'nin trois couleurs (kırmızı, beyaz, mavi) üçlemesinde dikkatimi çekmişti. Mavi'deydi sanırım , Juliette Binoche (Fransız sinemasının kaçınılmaz aktristi) kocasını çocuğunu kaybetmişti yalnızdı, artık kaybedecek bir şeyim kalmadı modundaydı. Uzun zamandır peşinde koşan bir adamla gönülsüz bir sevişme sahneleri vardı filmde. O sahne bende 'epilasyon karşıtı fransız kadını' imgesi oluşturdu. Aslında olay kadının zaten her şeyini kaybetmiş olması ve kılı- tüyü, seviştiği adamı artık kafaya takmamasıydı. (Üçlemeyi izlemeyenler de mutlaka izlesin) Yine de bu gözler o sahneyi gördü ya artık kaçışı yoktu , epilasyon karşıtı olduklarına inanmıştım bir kere. Bir yanım muhalif yönlerini çekici buluyor, bir yanımda bu işte bir iğrençlik var diyordu. Tüm bu hikaye dünyadaki ve Fransadaki feminist hareketin bir kısmının aseksüel olma çaba...
Yorumlar
Yorum Gönder