Kayıtlar

Yeni yıl için yeni bir liste

Resim
  Her yıl böyle bir liste hazırlıyorum ve her yıl birkaç madde hiç öngörmediğim şekilde değişiyor. Bu defa üzerine çok düşünmeden, son zamanlarda kendimde gördüğüm ve değiştirmek istediğim halleri not aldım. Genelde listelerim büyük bir başarıya ulaşamasa da maddeler arasında büyük aşama kaydettiklerim oluyor. Bu sene en çok dikkat edeceğim nokta, başarılarımı küçümsememek olacak. Son zamanlarda girdiğim iş ortamlarında fikri bile olmadan her konuda uzun uzun konuşan, yeni dahil olduğu projenin geçmişini bile bilmeden ve sorma gereği duymadan, ya da kendisinin bilmediği bir şeyler olacağını hesaba katmadan sonu gelmez yorumlar yapan erkeklerle karşılaşıyorum. Kadınlardan da söz alıp bir anda küçük bir soruyu uzun bir söyleve çevirenler oluyor ama hem onların sayısı daha az hem de gözüme fazla batmıyorlar. Bastırılmış, utandırılmış bir kadındansa aklındakini çekinmeden söyleyeni tercih ederim, ki dünya aşırı özgüvenli erkekle doluyken biraz da çok konuşan kadınlar olsun, ne fark ede...

Patriarkada kız çocuğu

Resim
Üniversiteler açılalı bir süre oldu. Ülkedeki yaşamsal binbir derdin üstüne şehir değiştiren, yeni yurt ortamlarında daha önce bir araya gelmediği kültürlerden başka kadınlarla tanışan genç kadınları düşündüm bugün.  Eskişehir'den İstanbul'a taşındığımda, iyi bir okula girmek için canhıraş test çözmüş, çocukluğundan beri kitap okumuş ve voleybol oynamış genç bir kadından başka bir şey değildim. Bunların üzerine koyabileceğim, beni yeni hayatımın öğreteceklerine bir nebze daha hazır eden en ufak bir destek mekanizmam yoktu. Mesela şöyle diyemiyordum; İstanbul çok karmaşık, büyüleyici ve büyükse, kendimi nereye koyacağımı bilemez, kaybolur gibi hissedersem, deneyimlerim içinden çıktığım küçük hayatı aşarsa konuşabileceğim bir annem, ablam, beni sorgusuz sualsiz dinleyecek bir teyzem var. Daha çok şöyle diyordum; bu ne büyük bir değişim ve ben hepsi bana benzer kafa karışıklığı yaşayan kadın arkadaşlarımla birlikte bu işte ne kadar bilgisiz ve yalnızım.  Caddeleri tanımayı, hangi...

Son dakika hataları

Resim
  Bir toplantı için İspanya'nın Portekiz'le komşu şehri Pontevedra'ya iş yerinden bir arkadaşımla seyahat ettik. İki günlük toplantı sonunda dönüş planımız, toplantıyı organize edenlerim seyahat acentası tarafından planlanmıştı. Sabah 9.30 treniyle Pontevedra'dan 4 saatlik bir tren yolculuğuyla Madrid'e gidecek, birkaç saat şehirde zaman geçirdikten sonra uçakla Kopenhag'a dönecektik.  Sabah otelden ayrıldık. Tren istasyonu yürüme mesafesindeydi. İstasyona vardığımızda trenimizin kalkmasına on beş dakika vardı. Elektronik biletler iş arkadaşımın telefonundaydı, kontrol de etmemiştim. Onun yönlendirmesiyle hareket ediyordum. Bileti bulunca yüzünde bir şaşkınlık belirdi. Bu bilet Ekim ayına alınmış diye şaşkınlıkla haykırdı. Öylesine aniden ve aşırı panik oldu ki onu sakinleştirmekle problemi anlayıp çözmek arasında bocaladım.  Uzun yıllardır sorunlar karşısında çok büyük tepkiler veren, hayretler içinde kalan, çözümden ziyade kim nerede hata yaptıya odaklanan ins...

Gün içi tükenmişliği

Resim
Ben çoğu kimse gibi aşırı toplantıya katılan, her saati bir grupla iş konuşmaktan geçen biri değilim. İş gereği haftada birkaç online toplantım oluyor. Bu toplantılar da cidden kararların alındığı, fikrimin kabul gördüğü, paylaşmamın, katılımımın gerektiği toplantılar oluyor. Bunu bildiğimden sanırım söyleyeceklerimi cidden hesaba katıyor, kendimi hazırlıyorum.  Günde bir saat süren yoğun içerikli bir toplantı üzerimden buldozer geçmiş gibi hissetmeme yetiyor. Daha sabahın onunda günü zorlukla, ne yaptığımı tam da bilmeden geçirebilecek yüzde onluk bir enerjim kalıyor. Onunla bir şekilde kalan işleri tamamlıyorum. Ama göğsüme ve sırtıma oturan ağırlık tükendiğimi kendimden saklayamayacağım kadar büyük. Bu ağırlığı muhtemelen çocukluğumdan beri duyuyorum. Hatırlayabildiğim en eski tükenmişlik hali liseye gidiyor. Öğleden sonra birkaç saat daha var derslerin bitmesine. İnsanlar konuşuyor, planlar yapıyor. Ben kolumu kıpırdatamayacak haldeyim. Bir ağırlık var vücudumda, sebebini bilmi...

Kendine karşı gelmemek

Resim
Enerjisini içten ya da sınırlı sayıda kişiyle kurulan derin muhabbetlerden alan biri olarak kendimle en büyük sınavımı bir toplulukla iki günden fazla bir arada kaldığım anlarda yaşıyorum.  İş yerinde, her yaz tatili, yazlık büyük bir ev kiralayıp hep birlikte orada kalma ritüelimiz var. Benim çok eğlendiğim ama kendimi enerjimin tükenmemesi için kollayıp korumam gerektiği günler oluyor genelde. Bu hafta da birkaç gün on dört kişi büyük bir evde bir aradaydık. Günler sabahın erken saatinden akşam yemeğine kadar planlanmıştı. Birlikte akıl yürütmek istediğimiz konular, yoga seansları, birlikte yemek hazırlayacağımız, ekip olarak bağımızı güçlendirecek aktiviteler. Programa göz attıktan sonra konuşacağımız konular hoşuma gitmekle beraber ilk düşündüğüm çok yorulacağım oldu. Kendime ara sıra boşluk bırakmaz, odama çekilmez, sessizlikle geçireceğim anlar bulmazsam hızlıca tükeneceğimi biliyordum. Neyse ki artık kendimi, neye ihtiyacım olduğunu daha iyi biliyorum. Bu da bana iyi gelmeye...

Gelmeyen yaz ve arkadaşlıklar

Resim
Buraya yaz bir türlü gelmedi. Her gün yirmi derecenin altında uyanıp belki bugün hava bulutsuz ve yağmursuz olur diye hayal ederken yakalıyorum kendimi. Hava sıcak olduğunda şehir ayrı bir güzelleşiyor, kanaldan denize girmek, hiç olmazsa sere serpe bir yerlere uzanıp güneşlenmek çok iyi geliyor. Geçtiğimiz hafta birkaç günü Slovenya'da geçirdim. Bahçede otururken bile kavuran güneş bana gerçek yazı hatırlattı. Sıcak hissetmeyi özlemişim. Havanın gidişatından bağımsız olarak hikayelerini dinlemekten çok zevk aldığım bir arkadaş grubum var, bazı akşamlarımı onlarla geçiriyorum. Yavaş yavaş yerleşik hayata geçen ve durulan otuz üstü grubun tam tersi, hala her şeyi son sürat yaşayan bir arkadaş grubu.  Jo, Kuzey Makedonyalı, otuzlarının başında bir gay. Kopenhag'a gelmeden önce birkaç sene Şangay'da yaşamış. Dillere karşı ilgisi var, bir dili üzerine uğraştığında çok kolay öğreniyor. Burada da Danca kursuna başladı, yeteneklerini sergilemekten, yeni insanlarla tanışmaktan zevk...

Grup sohbetlerinde aşırı ilgisizlik hali

Resim
  Küçüklükten beri karakterimin bir parçası olan ve bir türlü anlam veremediğim- bazen verebilir gibi olduğum- bir özelliğim var. Ne zaman ki birkaç kişilik grubun içinde bir etkinlikte olayım bir süre sonra, kişilerle yakınlığım fark etmeksizin büyük bir ilgisizlik, yorgunluk halinde buluyorum kendimi. Birebir saatlerce konuşabileceğim iki insanla üç kişi bir araya geldiğimizde yine sohbete katılmak istiyorum ancak bir süre sonra kendimi aşırı sıkılmış, konunun gittiği yerle ilgimi yitirmiş, tek söz edebilmek için kendimi zorlamaya başlarken buluyorum. Konu alakamı çok çeken bir yerde kalırsa durum bu kadar kötü olmuyor. Hala bir süre gerçekten içimden gelerek fikirlerimi söyleyebiliyorum ama genelde ilgi alanımın dışına çıkıveriyor. Bu durumun neyle ilgili olduğunu henüz çözemedim.  Geçenlerde yine aynı durumda buldum kendimi. Bir süre ilişkilerden, hayattan, kedilerden, kitaplardan vs. bahsettik üç kişi. Sonra konu bitki yetiştirmeye, hangi sebze çeşidinin ne kadar bakım ge...